UMUTSUZ(CA) AŞKI ARAMAK

Radikalleşen, gelişen, büyüyen ve tüm güzelliklere rağmen ne yazık ki çirkinleşen dünyamızda ‘saf aşk’ diye bir şeyin varlığına inanmak ve onun peşinden koşmak mantıklı mı? Herkesin bahsettiği mantık ve duygu savaşını kazanan mantıkların oluşturduğu mantık evlilikleri aşkın önüne mi geçiyor? 20’li yaşlarda aşkı aramak, aşk için uğraşmak ve hatalar yapmak en büyük hakkımızken neden biten her ilişkiyi hayatımızın büyük kaybı olarak görüp trajediler yaratıyoruz ki? Yaşımız müsait diye her türlü hatayı yapıp hayatlarımızı ve hayatımızın dokunduğu insanların hayatlarını mahvedelim demiyorum ama şimdi değilse ne zaman? Her geçen gün yanlış yapmak daha korkutucu hale gelmiyor mu? Hayata karşı sorumluluğumuzun her dakika biraz daha arttığı bir yaşantı içindeyiz ve akan zaman hatalarımızın önüne konulan domino taşları gibi. Her hatamızda daha çok taş deviriyoruz.

Tüm bunlara rağmen ben hatalarıma ve yanlışlarıma aşığım! Hata yapmadan doğrusunu bulmak mümkün mü ki? Hem bulsan bile nasıl emin olacaksın ki daha öncesinde yapılmış hataların yoksa? Aşk olmadan sadece cinselliği doyurmaya yönelik duygusuz bir sevişme ve sonrasında sırtını dönüp uyuyan bir ilişki yaşamadıysan gerçekten sevdiğin ve sevildiğini hissettiğin birisiyle yaşadığın tutkulu sevişme ve sonrasındaki yatak sohbetleri daha az anlamlı olmaz mı? Daha önce seni küçük görmediyse bir sevgilin değer görmenin ne denli önemli olduğunu fark etmeyecek veya ufak tuhaflıklarını sevecek birisiyle birlikte olmanın anlamını o halini itici bulup bunu yüzüne söylemekten çekinmeyecek birisiyle birlikte olunca anlayacaksın. Hayatta her şeyi var eden ve anlamlı kılan bir de zıttı var sonuçta. 3 yıllık ilişkisi ‘mutlu hissetmiyorum ben artık’ mesajıyla biten arkadaşım ayrılık mesajını alana kadar kendini bu ilişkiye hapsolmuş ve en az karşı taraf kadar mutsuz hissediyordu. Kötü taraf kendisi olmak istemediği ve yıl dönümlerine 1 hafta kaldığı için karşı tarafa duyduğu sorumluluktan ve sevgiden dolayı ayrılma konusunu kendi içinde bir süreliğine rafa kaldırmıştı ki erkek arkadaşı o rafı devirdi. İlişkinin ömrü dolmuş ve taraflar artık birbirilerine mutlu hissettirmiyor olabilir ama birisi yıl dönümümüz geçsin adam akıllı oturup konuşalım diye beklerken diğer taraf 2 sokak yürümeye üşendiğinden ‘mutlu hissetmiyorum, bitirelim.’ diye mesaj atıyor. Birçok fedakarlıkta bulunduğumuz ve emek harcadığımız ilişkilerimizin karşımızdaki kişi tarafından bu denli basit ve bitirilebilir olması tarafların eşit güce sahip olduğu 2020 İstanbul’unda ilişkilerini mesajla, notla veya daha da kötüsü birden ortadan kaybolmakla bitiren kişilerin varlığı aşka olan inancımızı bir noktada sorgulatıyor tabi ki.

Sevgi fedakarlıktır ve eğer aşıksan her şeyi görmezden gelmelisin saçmalıklarına inanmıyorum. Belki de şehrimizdeki, ülkemizdeki hatta dünyadaki son aptal romantiklerdenim ama romantizmin peşinde değişiklik getirmemesi lazım. Hayatımızın anlamını birlikte ömrümüzü geçireceğimiz birinin varlığına adamanın ‘güçlü’ insanlar tarafından salakça bulunduğunun farkındayım ama diğer türlüsü de fazla depresif değil mi? Tabi ki hayatındaki birçok şeyi yapabilmek için başkasına ihtiyacın yok ama ihtiyacımız olduğu için mi ruh eşimizi bulmak istiyoruz? Tek başıma yemek yiyebilir, sinema ve tiyatroya gidebilir, uyuyabilir, çalışabilir ve para kazanıp istediğim şeyleri satın alabilirim. Yemek yerken biriyle birlikte güzel bir sohbet etmeyi, sinema ve tiyatroda yanımdaki koltukta elimi tutan ve sonrasında tartışabileceğim birinin olmasını, uyumadan önce sevişmeyi ve sonrasında sarılmayı, çalışıp kazandığım parayı da sadece kendim için harcamamayı ise tek olmaya tercih ederim. Belki sizi tek cümlelik bir mesajla terk eden veya tüm benliğinizi önüne serdiğiniz halde size cevap vermekten yoksun kişiler çift olmak için yaratılmamıştır ama ben kesinlikle çift olmak için yaratılmışım. Beni olduğum gibi sevecek ve hayatımı paylaşıp birbirimizin parçası olarak yaşayacağım bir ilişkinin var olduğunu sadece henüz doğru kişi ve zamanın gelmediğini paylaştığım tüm ‘güçlü’ ve özellikle de daha önceki ilişkilerinden yara almış arkadaşlarım beni ütopyamdan çıkmaya ve bunlara ihtiyacım olmadığına, öyle birinin ve öyle bir ilişkinin var olmadığına ikna etmeye çalışıyorlar bense ısrarla inkâr ediyorum. Var arkadaşım. Yanında o varken hayatın daha renkli ve parlak olduğu her şeyin daha lezzetli ve zevkli olduğu biri var! Ve bu biri hayatına birkaç aylığına girip sizi çoğu zaman eleştiren, aldatan, yalan söyleyen, kötü davranan, ilişkisini mesajla veya notla bitiren kişiler değil. Bu biri; beni duygularım, düşüncelerim, hayallerim ve gerçekliklerimle bütün olarak sevecek birisi. Sen güzel arkadaşım tüm arayışım boyunca bu deneme yanılmalarımda her aşkı bulduğuma inandığımda ve her aldatıldığımda bana güç verecek destek olacaksın. Hali hazırda aldatılmayla, kavgayla, şiddetli geçimsizlikle ve kötü ayrılıklarla yok olmuş birçok ilişki yaşamış olmama rağmen inanıyorum hala saf ve kusursuz aşka ve onu bulacağıma da. Yetişkinlik hayatına geçiş yaptığım bu dönemde artık yüksek notlar, ekstra krediler peşinde değil gerçek aşkın ve yaşamak istediğim gösterişli hayatın peşinden koşacağım!

zımpara tarafından yayımlandı

aşkı ve kendimi arıyorum!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: