PRENSES PERİ SENDROMU

Yapış yapış daha birkaç görüşmeden sonra sana aşığım havalarına giren erkekleri çok itici buluyorum.

Soğukluklarını koruyup uzun süre vakit geçirdikten sonra hala oldukça gizemli takılan erkekleri çok itici buluyorum.

Hiçbir hedefi olmayan vaktini verimsiz geçiren asosyal erkekleri çok itici buluyorum.

Sürekli bir yoğunluk halinde olan her gün bir yere koşturan zamanı çok kıymetli olan erkekleri çok itici buluyorum.

Bakımsız, adam akıllı dişlerini fırçalamayan haftada bir duşu bile çok gören tırnakları kirli erkekleri çok itici buluyorum.

Benden daha bakımlı olup uyanır uyanmaz yatak keyfi yerine duşu tercih eden erkekleri çok itici buluyorum.

Belli bir tarzı olmayan ne bulursa giyen zevksiz erkekleri çok itici buluyorum.

Görünüşüne çok önem verip sürekli ne giyeceğini düşünen erkekleri çok itici buluyorum. 

Çok zayıf ve sırık gibi erkekleri çok itici buluyorum.

Şişman ve kısa erkekleri çok itici buluyorum.

Özgüvensiz erkekleri çok itici buluyorum.

Dünyayı parmaklarıyla döndürüyormuşçasına kendine güvenen benmerkezci erkekleri çok itici buluyorum.

Bu listeyi sanırım bir 5-10 sayfa daha uzatabilirim. Oldukça itici bulduğumuz hatta nefret ettiğimiz birçok özelliğe sahip olan erkekler hayatımıza girdiği anda birçok ‘kusuru’ görünmez oluyor. Aşkın gözü kördür, gönül ota da konar boka da konar sözlerinin temeli de buna dayanıyor sanırım. Son yaşadığım ilişkimde oldukça düzensiz, hijyen kurallarından haberi olmayan asosyal sayılabilecek özgüvensiz biriyle birlikteydim ve normalde oldukça itici bulduğum bu özelliklere sahip adamla 1 yıl boyunca neredeyse kusursuz bir çifttik. Öncesinde de sinir bozucu derecede gizemli soyadını bile adam akıllı öğrenemediğim birine 9 ay boyunca deli gibi aşıktım. Şu aralar da bana yalnızca işi düştükçe mesaj atan sinir bozucu bir özgüveni olan gizemli olmaktan çok uzak ama asla samimi olmayan birine tutulmuş durumdayım. Oldukça ‘kötü çocuk’ imajı çizen ve asla bana uygun olmayan bu adama karşı hislerimi kendim dahil kimseye itiraf edemiyorum.

Son üçten devam edecek olursak aralarında ne fiziksel olarak ne karakter olarak hiçbir benzerlik olmamasının yanı sıra tahammül edemeyeceğim birçok kötü özellikleri vardı. Söz konusu burada yalnızca ben değilim yakın arkadaş çevremde bulunan ve ilişkilerden konuştuğumuz herkeste var bu. Normalde asla tahammül edemeyeceğimiz şeyleri sevdiğimiz erkekte gördüğümüz zaman görmezden gelebiliyoruz. Nilay duygusal ve düşünceli biri olarak oldukça hödük bir herifle 3 yıllık bir ilişki yaşadı. Ondan önce de özgür ruhlu kızımızı dört duvar arasına saklamaya çalışan bir sosyopatla uzun biri ilişkisi olmuştu. Aynı şekilde özgürlüğüne düşkün olan ve anlattığını tek seferde anlamayan herkese kin besleyen Nikol de hayatına sürekli müdahale eden her şeye karışan biriyle uzun bir ilişki yaşayıp sonrasında da aptal sayılabilecek kadar algılama problemi olan birisiyle birlikte oldu.

Bunların hepsi evrimin bir oyunu mu yoksa tamamen bizim salaklığımız mı? Olay kendimizi iyi ve değerli hissettiğimiz için bu kusurları görmezden gelmekten ibaret olamayacak ki bana kendimi bok gibi hissettiren 3 numaraya beslediğim hislerimin vücut bulup beni boğmasına az kaldı. Madem erkekler bu kadar kötü ve kusurlu nasıl ve neden hala aşık olabiliyoruz? Sevdiklerimizi prenses peri sanıp yaptıkları hataları görememe hastalığına mı yakalandık?

zımpara tarafından yayımlandı

aşkı ve kendimi arıyorum!

PRENSES PERİ SENDROMU” için 2 yorum

  1. merhaba…kolay gelsin..”hataları görememe hastalığına mı yakalandık?’ belki de hata dediklerimizi hayatın normal akışı olarak görme eğilimine de yakalanmış olamaz mıyız? ciddi bir konuya temas etmişsiniz. ve sistemli bir anlatımı da yapmışsınız. hele o tiplemeler gayet iyice ayrıştırılmıştı. okutuyor yani. haberiniz olsun. birde genele ilişkin acaba insanlarda SANMA HASTALIĞI MI gelişmiş…kendisini bir şey sanma…görme..en sevilen sanma…en bilen sanma..en güzel sanma…en çirkin sanma uzat gider..yoğunlaşmalarınız da başarılar..kolay gelsin. saygılar..

    Liked by 1 kişi

  2. merhaba güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim öncelikle beni çok mutlu ettiniz yazmak kendimi bulduğumu hissettiğim bir aktivite benim için. hayatın normal akışıyla birlikte kişiye yüklediğimiz anlamın arkasına sığınıp başkası yapsa kabullenemeyeceğimiz şeylere göz yumuyoruz. sanma durumunu da hastalık olarak adlandırmak bana biraz ürkütücü gelse de herkesin sanrıları olduğu konusunda sizinle hemfikirim.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: